Ana Sayfa Sağlık Prostat kanseri nedir, prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Prostat kanseri nedir, prostat kanseri belirtileri nelerdir?

71
0
Paylaş
Prostat kanseri nedir, prostat kanseri belirtileri nelerdir?
Prostat kanseri nedir, prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Prostatla ilgili veri aktaran Bevliye Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sinan Akşit,” Prostat başlıca olarak erkekteki üreme sisteminin bir parçadır ve idrar kesesinin hemencecik çıkışında yer almaktadır. Prostat salgıları erkek üreme hücresi olan spermin bayan üreme yollarında canlı kalmasını sağlar. Prostat tüm erkek çocuklarda vardır, sonradan oluşmaz,3-4 santim boyutunda ve takriben 15-20 gram ağırlığındadır. Vakit içerisinde yaşla beraber de büyümeye devam eder. Prostat yaşla dürüst orantılı büyüyecektir ancak artma ile beraber getirdiği şikayetler orantılı değildir.

Bazen minik prostat büyümeleri önemli problemler meydana getirebilir ara sıra de koskocoman prostatlar hiç bir probleme yol açmayabilir. Hangisinin iyi huylu, hangisinin kötü huylu çoğalma olduğunu kavramak için rutin kontrollerle ve yapılacak basit tarama tetkikleri ileöğrenmek muhtemel” dedi.

Prostat büyümesi belirtileri nelerdir?

Prostat büyümesinin belirtilerine değinen Dr. Sinan Akşit,”Normalden daha sık idrar yapma ihtiyacı,gece bu gereklilik için sık uyanma, ani idrar yapma ihtiyacı, istemsiz idrar kaçırma, düşük akımlı kesik kesik ve çatal işeme, idrar yaparken uzun vakit bekleme ve ıkınma gereksinimi, idrar yaptıktan sonra mesanenin bütün boşalamadığı hissi prostat büyümesinin ve buna alt şikayetlerinin bir kısmıdır. 

BPH (sevecen Prostat Büyümesi) ürolojide en sık tanı konulan hastalıktır. BPH şikayetleri süre içerisinde istikrarsızlık gösterebilir. Uzun yıllar fazla eksik düzeyde belirtiler şeklinde devam edebilir, hatta kendi kendine düzelebilir de. Daha sık idrar yapma ihtiyacı hissedilmesi ya da mesaneyi bütün boşaltmadazorlanmaya başlama gibi şikayetler hafif belirtilerdir bu yüzden bu gibi durumlarda biz doktorlar çare önermeyebiliyoruz. Fakat genelde zamanla prostatın yaptığı şikayetlerde ilerleme gözlenir. Bu aşamadan daha sonra da kişiye özel tedaviler planlanır“ şeklinde konuştu.

Prostat için 50 yaşından itibaren rutin kontroller şart

Prostatta rutin muayenelerin önemine değinen Akşit,”Her erkeğin şikayeti olsun ya da olmasın 50 yaşından itibaren rutin takipleri tamamlanmak zorundadır. Özellikle bazı kan tetkiklerini ve fizik muayenelerini gerçekleştirmek, hastada genetik faktörleri de ortaya koyarak prostattaki büyümenin iyi kalpli mu yahut kansere doğru mu olup olmadığını belirlemede son derece tartma taşımaktadır. Bilhassa ailesinde prostat kanseri olan bir kişide görülme riski öteki erkeklerden iki kat daha fazladır. Dolayısı ile bu şahısların takiplerinin daha sıkı yapılması gerekir. Ailede kalıtımsal olarak prostat kanseri riski taşıyanlarda (babasında, kardeşinde) muayenelerin en geç 40 yaşından sonradan başlaması önerilmektedir. Kan tetkiki olarak da en fazla total ve bağımsızlık PSA dediğimiz değerinde incelenmektedir.

 PSA (Prostat Spesifik Antigen) değerindeki yükseklikler, yaşa yan uygunsuz yüksek total PSA değerleri, prostatın boyutuna yan total PSA değerinin uygun olmaması, aynı şekilde özgür ve total PSA oranının uygunsuzluğu gibi ölçümler hastanın kanser riskini araştırma açısından bize muavin olur. Şu da çok önemli bir konu. Her PSA yüksekliği prostat kanseri demek değildir. Bu anlamda biz hastaya şunu öneriyoruz. Bilhassa altta yatan diğer problem yahut PSA’nın yükselmesinin sıkı takibini istiyoruz. Eğer kritik değerler yaşına yerinde olan değerlerin üstünde seyrediyorsa ve prostat muayenesinde (rektal tuşe) tereddüd duyulan bir oluşum, sertlik saptanıyorsa; o vakit hastayı biyopsiye yönlendirerek tanıyı koymayı hedefliyoruz. Çıkan biyopsi sonucu ile de uygun olan tedavi ve peşine düşüp takip programı belirlenir” ifadelerini kullandı.

Prostat kanseri tedavi edilebilir mi?

Prostat kanseri ile ilgili son yapılan çalışmalara ve çare şekillerine de değinen Akşit,” Her 5-6 erkekten birinin hayatı her tarafında prostat kanseri ile karşılaşma riski bulunmaktadır. Ayrıca Dünyada her 3 dakikada bir kişiye prostat kanseri tanısı konulurken, 14 dakikada bundan başka prostat kanserine alt yaşam kayıpları gerçekleşmektedir. öte taraftan tedavilerden söz etmek gerekirse doktora başvuran hastaya peşine düşüp takip için medikal tedavi uygulanır. Ama bu prostatı hiçbir zaman ortadan kaldıracak tedavi değildir yalnızca kullanıldığı an itibari ile geçerli olan prostatın şikâyetlerini ortadan kaldırır onu rahatlatır ama gerçi bu esnada takiplerin devam ettirilmesi gerekir. 

3 ay, 6 ay, 1 yıl, 2 sene hasta medikal tedaviyi kullanmasına karşın şikayetlerinde artış meydana geliyorsa bu sefer cerrahi girişimler gündeme gelir. Ameliyatlar açık ya da kapalı (TUR) yöntemlerle uygulanabilir. Ameliyatı yapan cerrahın deneyimine ve hastanın durumuna göre çare yöntemi belirlenir.

 BPH’nın özellikle kapalı usul (TUR) cerrahi tedavisinde son yıllarda fazla sayıda teknolojik gelişme kaydedilmiştir. Lazer ve plasmakinetik enerji son gelişmelerdir. Bilhassa yürek hastalığı sebebiyle kan sulandırıcı ilaçlar kullanması gerekenlerde bu yöntemler güvenlidir ve tercih edilmektedir. Bunun haricinde genel hastalıkları nedeniyle cerrahi riski bulunan hastalarda TUMT ( Transüretral mikrodalga tedavisi] Prostatitk stentler diğer çare seçenekleridir. 

BPH nedeniyle takipli ve PSA’sı akıcı seyreden bir hastanın zaman içerisinde bu değerleri yükselmeye başladıysa, şikayetlerine yalnızca idrarda ya da menide kanama eklenmiş ise, cinsel fonksiyon bozuklukları hatta yaygın kemik ağrıları oluşmaya başladıysa o vakit bu hastayı daha detaylı muayene etmek gerekir. Çeşitli ultrasonik araştırmalar ve biyopsi ile tanıyı netleştirmek gerekir. Son zamanlarda biyopsi aşamasında Füzyon Biyopsi dediğimiz yöntemle, biyopsiyi MR ve Ultrasonu aynı anda yaparak güvenilmez olan tek noktadan biyopsi alabilme şansını yakalıyoruz. Bu bize prostat biyopsisinde alelade almış olduğumuz prostatın birkaç yerinden biyopsiler yerine sadece kararsız odaktan biyopsi alarak kanserin tanısını koyabilme şansını netleştiriyor. 

Prostat kanseri tanısı konması durumunda da hastaların umutsuzluğa kapılmasına lüzum yok, bunu özellikle açıkça belirtmek istiyorum. Artık tedaviler fazla gelişti ve mühim olan erken tanı. Erken teşhisle prostat kanseri yüzde 99 gibi büyük oranda çare edilebiliyor. Erken safha şudur: Prostat kanserinin prostat dokusu içerisinde hapsolmuş olduğu dönemdir. Burada ameliyatla; Radikal Prostat Cerrahisi ile prostat dokusu, erkek seminal bezleri uygun durumlarda peniste sertleşmeye muavin olan sinir dokuları korunarak komple çıkarılmaktadır. Bu cerrahi açık; Laparoskopik veya Robotik olarak yapılabilmektedir.

Aynı dönem erken safha kanser vakalarında Radyoterapi ikincil efektif çare yöntemidir.  İlerlemiş metastaz yapmış prostat kanseri tedavilerinde medikal hormon ablasyon ve kemoterapi diğer etkili tedavi yöntemleridir. Bütün hastaların radikal ameliyat veya radyoterapi-hormonoterapi ve kemoterapi sonrası rutin PSA tetkiki ile takibi olmaktadır” dedi.