Ana Sayfa Güzellik & Bakım KİLO VEREMİYORSANIZ HORMONLARINIZI RESET'LEYİN

KİLO VEREMİYORSANIZ HORMONLARINIZI RESET'LEYİN

21
0
Paylaş

Düşük karbonhidrat, düşük yağ, düşük veya yüksek protein, Dukan, Paleo, Akdeniz… Neredeyse bütün diyetleri denediniz. Başlarda fayda gördüğünüzü düşündünüz ancak çok geçmeden atılamayan kilolar ve çökmüş metabolizmayla baş başa kaldınız. Hani bazılarımız yediği onca pizzaya rağmen 10 yıl önce satın aldığı 34 beden jean’inin içine hala girebiliyorken bazılarımıza su içse yarıyor ya, işte bu durumun bilimsel açıklaması var: Hormonlar! Yağı nerede (ve ne kadar) depoladığımızdan tutun doymak bilmez iştahımız, yeme isteğimiz, gut bakterisi ve hatta herhangi bir yiyecek için hissettiğimiz bağımlılığa kadar kilo alımını etkileyen hemen her şeyi hormonlar yönetiyor. Dolayısıyla sağlıklı kilonuza geri dönmeniz, beslenme şeklinizde yapacağınız değişikliklerle hormon seviyenizi düzenleyerek mümkün.

YEDİ HORMON NASIL “SIFIRLANIYOR”?

New York Times’ın en çok satanlar listesindeki “The Hormone Reset Diet” (HarperOne, 2015) ve “The Hormone Cure” (Scribner, 2014) kitaplarının yazarı Dr. Sara Gottfried, yedi hormonun (kortizol, tiroit, testosteron, büyüme hormonu, leptin, insülin ve östrojen) verimli çalışmasını ve yeni hormon reseptörlerinin gelişmesini sağlayan beslenme şekliyle danışanlarının 21 günde yaklaşık yedi kilo verdiğini belirtiyor. 

Üç günlük evrelerden oluşan bu diyet, sırayla et ve alkol, şeker, meyve, kafein, tahıl, süt ürünleri ve toksin içeren gıdaları tüketmeme prensibine dayanıyor. Yani ilk üç gün et ve alkol almıyor, böylelikle östrojen seviyelerinizi dengeliyorsunuz. Sonraki üç gün şekeri hayatınızdan çıkararak insülini, sonraki üç gün meyve yemeyi bırakarak tokluk hissi veren ve yağ yakımını artıran leptin hormonunu düzenlemiş oluyorsunuz. 21 günü tamamladığınızda, artık birbiriyle uyum içinde çalışan hormonlarınızın ve iyileşmiş metabolizmanızın olumlu yan etkisi olarak fazla kilolardan ve depresif ruh halinizden kurtuluyorsunuz. “Hormon Düzenleyici Diyet” hakkında tüm merak ettiklerimizi Gottfried’la konuştuk.

ELLE: Hormonların sağlığımızdaki rolü nedir?

SARA GOTTFRIED: Hormonlar, tıpkı cep telefonu mesajları gibi, vücudumuzda kan aracılığıyla iç salgı bezlerinden hedef hücrelere gönderilen kimyasal mesajlardır. Mesela kişiyi sakinleştirmek için yumurtalık veya böbrek üstü bezlerinden beyne gönderilen progesteron hormonunu örnek verebiliriz. Hormonlar davranışı, duyguları, beyin kimyasallarını, bağışıklık sistemini etkilemenin yanı sıra, aldığımız gıdayı yakıta mı yağa mı çevirdiğimizi de belirliyor. Yani vücudumuza yiyeceklerle ne yapması gerektiğini söylüyor.

“HORMONLAR DÜZENSİZSE YAĞ DEPOLARIZ”

ELLE: Yediklerimizle hormonlarımız arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız?

S.G.: Her şeyden önce zayıf beslenme biçimi hormonlarda dalgalanmaya neden olur ki bu kilo almak anlamına gelir. İşlenmiş gıdalar, rafine karbonhidratlar, şeker, şekerin yerine geçen ürünler ve alkol tüketimi hormon seviyelerinde hasar verici etkiye sebep olabilir. Örneğin alkol, kortizol ve östrojen seviyelerini artırmasıyla bilinir. Aşırı kortizol bel bölgesinde yağlanma yapar. Östrojen fazlalığı, göğüs ve kalça bölgelerindeki yağ birikimiyle ilişkilendirilir ve meme kanseri riskini artırabilir.

ELLE: Hormonlardaki işleyiş bozukluğu kilo artışını nasıl etkiler?

S.G.: Hormonlar istenen seviyede olmadığında vücudumuzda bir tür hormon anarşisi başlar ve metabolizmada sorunlarla karşılaşılır. Bu durumda da ne yaparsak yapalım yağı vücudumuzda depolarız. Buna direnmek için mücadele veriyorsanız, hormonlarınızı dikkate alın derim!

ELLE: “Hormon Düzenleyici Diyet”i nasıl keşfettiniz?

S.G.: 30’larımda tıp alanındaki çalışmalarımı sürdürürken bir gün hastalarımı dinleyemediğimi fark ettim. Birçok kadın gibi ben de gecesini gündüzüne katan, var gücüyle çabalayan iki çocuklu bir anneydim. Hamileyken aldığım kilolardan kurtulamıyordum. Bir pratisyen hekimle görüştüğümde bana antidepresan almak gibi çok yanlış bir öneride bulundu. Tıp alanındaki bilgi birikimimle kendime odaklandım ve hormonlarımın tam bir kaos içinde olduğunu gördüm: kortizol’um yüksekti; göbeğimin yanlarındaki sarkmalar da, hafızamın zayıflaması da bu nedenleydi. Tiroidim sınırdaydı ve kendimi depresif hissetmeme, saçlarımın dökülmesine neden oluyordu. Östrojenim fazlaydı ve kilo kaybına karşı vücudumu dirençli kılıyor, seks isteğimi de azaltıyordu. Tüm hormonlarımın temposunu yoluna koymam 21 günümü aldı. Bunu başardığımda yeniden doğduğumu; sinirli ve dargın değil, mutlu, özgür ve dünyaya merak duyan bir kadın olduğumu hatırladım. Bu süreçte 12 kilo verdim. Ardından yeni yaklaşımımı diğer kadınlarla paylaştım ve evet oldu! 

“İÇTİĞİNİZ SUDA BİLE TOKSİN OLABİLİR”

ELLE: Diyetin son adımı toksinsiz beslenmeyi içeriyor. Bu aşamada nelere dikkat etmek gerek?

S.G.: Tükettiğimiz gıdaların birçoğu genetiğiyle oynanmış, böcek ilacına maruz kalmış ve suni gübreyle yetiştirilmiş olabilir. Evde bunlardan kaçınmaya özen gösterseniz bile restorana gittiğinizde cıva oranı yüksek ton balığı veya GDO’lu gıdayla beslenmiş, sentetik hormon enjekte edilmiş bir hayvanın etini sipariş verme ihtimaliniz var. Toksinler yalnızca gıdayla da sınırlı kalmıyor, zararlı kimyasallar kozmetik ürünlerde de bulunuyor. Aslına bakarsanız bir kadın günde ortalama 515 sentetik kimyasala maruz kalıyor. İçtiğimiz suda (ısınan plastik şişelere dikkat edin) ve evimizi temizlerken kullandığımız ürünlerde de toksin bulunabilir. Toksinlerle dolu çevre diyabetten kansere belli hastalıkların oluşum riskini doğurur ve kişiyi kilo vermeye karşı dirençli kılar.

ELLE: 21 günün sonunda ne oluyor? Sonuçlar kişiye veya cinsiyete göre değişebiliyor mu?

S.G.: Sekiz yıl boyunca bu programı kendi tıbbi uygulamalarımda ve bire bir gerçekleşen grup çalışmalarında test ettim. Beş binin üzerinde kişi (kadın ve erkek) programı tamamlayarak yedi kiloya kadar kilo verdi, belini 10 cm inceltti ve kan şekerlerinde  ortalama 21 mg düşüş yaşandı. Üstelik tükettikleri gıdalarla ilişkilerini kontrol altında tutmak için kendilerince bir besin kodu geliştiriyor ve böylelikle kilo vermeyi sürdürebiliyorlardı. Elbette erkekler kadınlara nazaran daha fazla kilo veriyor. Bazı kadınların hormonlarındaki kırılma daha uzun sürebiliyor. Fakat onlar da beslenme kurallarını altı haftaya yayarak olumlu sonuç elde edebiliyorlar. 

ELLE: Etkisi ne kadar sürüyor? Tekrarlamak gerekiyor mu?

S.G.: Hormonları düzene soktuğumuz zaman sonuçlar kalıcı oluyor. Hedef, büyük dönüşüme katkı sağlamak için zaman içinde ufak değişiklikler yapmak olmalı. Ben bu diyetin üç ayda bir tekrar edilmesinden yanayım. Bu uygulama kendini çabuk toparlayan sağlıklı bir yapı, mutlu genler, hormonlarla reseptörleri arasında mükemmel bir moleküler ilişki için önem taşıyor.

“GIDALARA TEKRAR BAŞLARKEN GÖZLEM YAPIN”

ELLE: Bu diyeti herkes yapabilir mi? 

S.G.: Bu herkese yönelik hazırlanan bir beslenme şekli ancak yine de 18 yaş altındaki gençler, hamileler veya bebek emziren kadınlar için tavsiye etmiyoruz.

ELLE: Bazı besinler hormonları yoldan çıkarıyorsa, bu durumda örneğin kan testlerinde tiroit hormonu düzensizliği görülen kişi artık sürekli tahılsız mı beslenmeli?

S.G.: Tiroit bozukluğu teşhisi konulmuşsa, tahıllar otoimmün riskini ve Haşhimato tiroidi gibi otoimmün tiroit koşullarını tetiklediğinden tahılsız beslenme şeklinin hayat boyu uygulanmasını öneririm. Bazı kişiler kan testlerinde tiroit sorunlarıyla karşılaşmadan da tahılsız beslenmeyle daha iyi bir yaşam sürdüklerini görebiliyorlar. Gıdanın vücuda yeniden giriş sürecinde test yaptırılabilir ve vücudun verdiği tepkiler gözlemlenebilir.

HANGİ BESİNİ KESMEK HANGİ HORMONU SIFIRLIYOR?

1-3. Günler: Et ve alkol tüketmeyerek östrojen seviyenizi sıfırlıyorsunuz.

3-6. Günler: Şekersiz beslenerek insülini dengeliyorsunuz.

6-9. Günler: Meyveyi beslenmenizden çıkararak tokluk hissi veren ve yağ yakımını artıran leptin hormonunu düzenliyorsunuz. 

9-12. Günler: Kafeini bırakarak stres seviyenizi düşürüyor, kortizol hormonunu dengede tutuyorsunuz.

12-15. Günler: Tahıl yemeyerek tiroit hormonunu yeniden aktive ediyor, insulin ve leptin’i düzenliyorsunuz.

15-18. Günler: Süt ürünlerini keserek büyüme hormonunu sıfırlıyorsunuz.

18-21. Günler: Toksin içeren her şeyden uzak durarak testosteron hormonunu normal düzeye çekiyorsunuz.

RÖPORTAJ: ELİF TUNCEL

ELLE EYLÜL 2016 SAYISINDAN ALINMIŞTIR.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here