Ana sayfa Sağlık Cinsel Sağlık Erkek ve bayan cinselliği

Erkek ve bayan cinselliği

137
0
PAYLAŞ

Cinsel meselelerin çoğu eşlerin değişik süratte ve stilde cevap vermele­rinden ya da cinsel uyarılmaya cevap verememelerinden kaynaklanır. Er­kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi cinsel açıdan yasaklanmışlık duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve yalanlandığı duygusuna kapıla­caktır. Bayan cinselliğe karşı dikkatsiz-se, sevişmekten sakınabilir ya da ye­terince uyarılmadığı için cinsel ilişki­nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu gidişatta eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini zafersiz pay­der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen cevap verdikleri, oysa bayan­ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici laflar in­sanların cinsel ilişkilerindeki karma­şıklığı ve değişiklikleri fazla kolaya indir­giyor; kendisinin ampule benzeme­diğini düşünen bir hayli erkeği de in­citebilir! Hakikatinde cinsel güdünün ka­dında daha fazla olduğu bir hayli çift vardır.

Geçmişte cinsellik üzerine bir hayli araştırma yapıldı; bunların en şöhretli­leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte cinsel etkinliğin erken yaşlarda doruğa erişti­ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu yarıyılda erkeğin haftada vasati beş orgazm yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er­kekte bu oran haftada iki-üç orgaz­ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik­çe giderek eksiliyor.

Buna rağmen, neticeler bayanlarda cinsel etkinliğin yirmili yaşların so­nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa eriştiğini ve gerek çoğalış süratinin, ge­rekse yaşla eksilme süratinin erkekler­den çok daha yavaş olduğunu dü­şündürüyor. Ayrıca bayanlarda âdet kanamaları, doğurganlık, hamilelik ve menopozun ehemmiyetli rol oynadığı çok daha karışık bir cinsel hayat var­dır.

“Genel bir tutum kalıbı” bu­lunmasına rağmen, tam araştırma­larda insanların çoğunun vasati­dan çok değişik olduğu, senelerce boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kere uyarılan bayanlar bulunduğu gö­rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kere boşalan erkekler yanında, ya­şamları süresince sadece birkaç kere uyarılmış bayanlar da var. Reel şu ki, bu “genel tutum kalıbına” uy­gun olup olmamaktansa, kendi cin­su baskınlığından hoşnut olmak çok da­ha ehemmiyetli.

Dinsel ve kültürel inançlar bireyle­rin cinsellik karşısındaki tutumların­da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları tutumlarda son derece ehemmiyetli, tanımlayıcı bir rol oynuyor. Birey bir tutumun misalin kendi kendini tatmin [mastürbasyon] za­rarsız olduğunu öğrense dahi, duygusal olarak yeniden de kabahatlilik ve pişmanlık dinleyebiliyor.

Takribî bir kuşak evvel cinselliğe erkeklerin bayanlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er­keğin mastürbasyon yapması, cinsel ilişkileri başlatması, hatta para öde­yerek seks yapması çok daha hoşgö­rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga­sıyla ve bayan haklarının ve bayan so­runlarının kabul edilmesiyle bayan cinselliği etrafındaki tabular kalktı ve artık cinselliğin bayanlarda da er­keklerdeki kadar ehemmiyetli olduğu bili­niyor. Günümüzde bayanlar kendile­rinin de cinsel istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve cinsel fanteziler kurduklarını kabul etmeye daha yatkınlar. 1981 senesinde reel­leştirilen bir araştırmada görüşme yapılan bayanların yüzde 73′ü 20 ya­şından evvel mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı tahlilcilerin 15 sene evvel, 1966 senesinde hakikatleştir­dikleri eşi bir araştırmada bu ra­kam sadece yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan bayan rakamı mı çoğalıyor, yoksa artık bayanlar bundan daha basit mi laf edebiliyor?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here